Edebi, felsefi ve mesleki yazılarım…

Yunan Mitolojisi ve Türk Mitolojisinin Kuş Figürlerinin Karşılaştırılması

Araştırma yazılarım, unvansız olmam nedeniyle kaynak verilerek kullanılamaz. Yalnızca bilgi ve yol haritası edinmek amaçlı inceleyiniz.


Özet

Bu çalışmanın ana hedefi, Yunan mitolojisinde ve Türk mitolojisinde yer alan kuş figürlerinin taşıdıkları anlam ve toplumlarına etki biçimlerindeki benzerlik ve farklılıkları ortaya koymaktır. Yunan mitolojisinde birçok Tanrı ve Tanrıçanın özdeşleştirildiği kuş türü mevcuttur. Bunların başında Zeus’un Kartalı gelmektedir. Türk mitolojisinde de benzer şekilde en önemli kuş figürü kartaldır. Ancak Türk mitolojisinin kendine özgü olarak Yunan mitolojisinden farklı kullandığı kuş figürleri de mevcut. Anka kuşu ve Huma kuşu figürleri Türk mitolojisinin özgün iki figürüdür.

Kuşlar, yaşamış tüm medeniyetler için ayrı bir öneme sahiptir. İnsanın yeteneğinin ötesinde kabiliyetlerle donatılmış olmaları insanların onlara hayranlık duymalarını ve toplumların kuşları kişileştirerek belli simgeler haline dönüştürmelerini sağlamıştır. Bu simgeler bugünün dünyasında da çok güçlü bir yere sahip. Kartal, güvercin, baykuş, anka kuşu bugüne değin mitolojilerdeki derin anlamları ile yaşamış olan simgesel kuşlardır.

Türk ve Yunan mitolojisi arasındaki temel fark, Yunan mitolojisinin Tanrısal düzlemde ilerlemesidir. Türk inançlarında da Tanrısal düzlem vardır ancak Yunan mitolojisinde olduğu gibi insana dönüştürülmüş değildir. Türklerin asıl simgesi olan bozkurt figüründe direkt olarak bozkurta bir kişileştirme yapılır. Yunan mitolojisinde ise hayvanlar, Tanrıların yardımcıları ve görevlileri rolündedir. Bunun ana sebebi elbette Türklerin doğa ile çok daha yakından temas kurmaları ve onu benimsemeleridir.

Türk ve Yunan mitolojisindeki kuş figürlerinin benzerlikleri tanı noktasındadır. Örneğin; güvercin figürü için Yunan mitolojisinde Athena’nın arabasını çeken kuşlar tasvir edilirken güvercinin barış, sevgi, huzur simgeleri Athena’nın aşk ve sevgi tanrıçası olmasından temel alır. Ancak Türk mitolojisinde güvercin savaş bittiğinde gökte görülen, yaşadığı yere huzur getiren bir kuştur ve temelinde böylesi bir hikayeleştirme yoktur.

İki mitoloji arasında çok net benzerlikler ve farklılıklar olsa da anlatım ve benimseniş şekilleri elbette farklı. Türk mitolojisinin Fars, Arap ve Sümer mitolojileri ile alışveriş yaptığını söylemek mümkün. Yunan mitolojisi de Avrupa ve Akdeniz bölgesindeki mitlerden hayli etkilenmiştir. Çalışmada bu benzerlik ve farklılıkların hangi figürlerde olduğunu ve nasıl şekillendiğini açıklayacağız.

Anahtar Kelimeler: Yunan mitolojisindeki kuşlar, Türk mitolojisindeki kuşlar, Yunan mitolojisinde kuş figürleri, Türk mitolojisinde kuş figürleri, mitolojik kuş figürleri

Giriş

Geçmişte de, günümüzde de insan için yaratan, yöneten tanrısal figürler birçok toplum için göklerdeydi. Güneş, ay ve yıldızlar gibi gökte süzülebilen kuşlar da insanoğlunun benliğinde önemli bir figüre dönüştü. Hem Yunan mitolojisinde, hem de Türk mitolojisinde kuş figürü sık rastlanan ve önemli atıflar ile güçlendirilen öğeler. Mitolojilerin ortaya çıktığı dönemlerin üzerlerinden binlerce yıl geçmiş olmasına rağmen bugün dahi bazı atıfların toplumlarda yerini koruduğunu görebiliriz. Anadolu Türkiye’sinde yaşayan Türkler her iki taraftan da eşit derecede etkilenmiştir. Bu etkiyi kuş figürlerine ayrıca baktığımızda görebilirsiniz. Ayrıca mitolojilerdeki figür anlamları birçok dindeki öğenin de ilham kaynağı olmuştur.

1. Yunan Mitolojisindeki Kuş Figürleri

Yunan mitolojisinde öne çıkan kuş figürleri güvercin, baykuş, kartal, karga ve kuzgundur. Tanrılar ile özdeş hale gelen bu kuş türlerinin simgeleri günümüze kadar ulaşmıştır. Birçok ülke bayrağı ve simgesindeki hayvanların temsil güçleri mitolojilerden kök almaktadır.

1.1. Yunan Mitolojisinde Güvercin

“Sonra uzaydan, çekip götürmüş onu güvercinler, ayak basmış Laurentum kıyılarına.”  Romalı bir şair olan Publius Ovidius Naso’un Dönüşümler kitabında sık sık yer bulan kuş betimlemeleri o dönem kuşa ayrı bir yeteneğin öngörülmesinden beslenmektedir. Yunan mitolojisinde Tanrıça Afrodit’in (Aphrodite) simgesi güvercin idi.

Afrodit’in çevresinden biri olan Peristera, bir periydi. Afrodit’in oğlu Eros, annesi ile bir gün kim daha fazla çiçek toplayacak diye iddiaya girerler ve aralarında tatlı bir yarış başlatırlar. Olanları dışarıdan izleyen Peristera ise Afrodit’in daha az çiçek topladığını görünce gidip Tanrıça Afrodit’e yardım eder. Bunun üzerine çok öfkelenen Eros, bir peri olan Peristera’yı bir güvercine dönüştürür. Ancak Afrodit dostu olan Peristera’yı çok sevdiğinden onu, yani güvercini kendi simgesi haline getirir.

Bugünkü modern Yunanca dilinde “peristera” kelimesi halen güvercin anlamında kullanılmaktadır. Yukarıdaki görselde Tanrıça Afrodit’in arabasını çeken güvercinler resmedilmiştir. Bunun dışında Yunan mitolojisinde güvercin figürünün öne çıktığı bir başka nokta yok.  Güzellik, aşk ve sevginin Tanrıçası olan Afrodit ile özdeşleşen güvercin, bugünkü toplumlarda da barışı, sevgiyi, merhameti temsil etmektedir.

1.2. Yunan Mitolojisinde Kartal

Kartal güç, hükmetmek ve her şeyi görmenin simgeleştirilmiş halidir. Yunan mitolojisindeki yeri de haliyle Tanrıların Tanrısı Zeus’tur. Zeus’un Kartalı, yani Aetos Dios (görselde görülmekte) görüldüğü yerde zaferin kazanılacağı kehanetini getirmektedir.

“Periphos, Cecrops döneminden önceki bir Attika kralı. Apollon’un rahibi idi ve erdemleri nedeniyle kral oldu; ancak Zeus ile aynı ölçüde onurlandırıldığı için, ikincisi onu yok etmek istedi. Apollo’nun isteği üzerine Zeus, onu bir karta dönüştürdü ve karısı da aynı şekilde bir kuşa dönüştürdü.”

Zeus’un Kartalı’nın ortaya çıkış miti ise kısaca şu şekildedir: Attika ülkesinin hükümdarı olan Periphas adaleti ve dindarlığı ile ünlenmiş biriydi. Ayrıca Apollon’un rahiplerinden biriydi ve halkının gözünde çok değerli, saygıdeğer bir kraldı. Attika halkı bu sevgilerini krallarına göstermek için bir onun adına Zeus için bir tapınak inşa ettiler. Fakat sonradan kralları Periphas ile Zeus’un aynı seviyede olduğunu, Zeus’un verdiği her şeyin gerçekte Periphas tarafından verildiğini düşünmeye başladılar. Tapınağın adını ise Zeus Soter’den Epophion’a çevirdiler. Zeus Soter, Kurtarıcı Zeus anlamına gelmekteydi; Epophion ise Her Şeyi Gören Göz. Zeus ise adının Periphas ile bir tutulmasına sinirlenip onu bir yıldırım ile küle çevirecek kadar öfkelenmişti. Tam bu sırada Periphas’ın rahipliğini yaptığı Apollon gelip Zeus’u sakinleştirdi ve onu vazgeçirdi. Sonrasında bir gece Periphas, karısıyla birlikteyken Zeus onun yanına geldi ve ona dokunarak bir kartala çevirdi.  Periphas’ı tüm kuşların hükümdarı ilan etti ve Zeus’un Asasını taşımak ile mükellef yaptı.

Mitolojide Periphas’a, yani Zeus’un Kartalı’na dair birçok hikaye yer almaktadır. Bunların en meşhuru Zeus’un Kartalı ve Titanlar’ın Savaşı’dır.

“Anakreon’a göre Zeus, Titanlara karşı savaşa başlarken, Titan’nın oğulları Kronos’un kardeşi Kronos-Satürn) ve Ouranos’a (Uranüs, Cennet) feda etmişti. yakındaki bir kartalın zafer için elverişli bir alâmet olarak uçtuğunu gördüm. Bu mutlu alâmet karşılığında, özellikle de zaferin peşinden geldiği için, savaş standartlarına altın bir kartal koydu ve onu cesaretine karşı korumaya adadı.”

1.3. Yunan Mitolojisinde Baykuş

Baykuş, bugünkü toplumlarda uğursuzluk ve ölümü simgeleyen bir hayvandır. Fakat Antik Yunan dönemlerinde baykuş bilgelik ile özdeşleştirilen bir hayvandı. Yunan Mitolojisine göre Tanrıça Athena, baykuşların geceleri çok iyi görebilmelerinden etkilenmiştir. Athena da gecelerin kuşu olan kargaları bu görevlerinden alıp onların yerini baykuşlara vermiştir. Baykuşlar geceleri gördüklerini Tanrıça Athena’ya söylerler ve onun gecenin karanlığından habersiz kalmalarını önlerlermiş.

Baykuşların geceleri iyi görebilmelerinin nedeni mitolojide baykuşların gözlerinin içinden gelen bir ışık olarak anlatılmaktadır. Ayrıca baykuşlar orduların koruyucusudur. Kamp alanlarında veya güzergahta baykuş gören askerler bilginin ve savaşın Tanrıçası Athena’nın yanlarında olduklarına inanırlardı. Tüm bu sebeplerden ötürü baykuş da Athena ile özdeşleşmiş bir kuştur.

1.4. Yunan Mitolojisinde Karga ve Kuzgun

Karga hakkında mitolojideki hikayeler diğer kuşlara göre daha karmaşıktır. Bunun ilk sebebi kuzgun ile karganın aynı hikayelerde geçmesi ve gerçekte de birbirlerine benzemeleri. Karganın özdeşleştiği bir Tanrı veya Tanrıça yok, bundan ziyade bir durum ile özdeşleşmiştir.

Siyah bir kuş olan karga, mitolojiye göre öncesinde beyazdı. Fakat Apollon’u veya Athena’yı sinirlendirdikleri için tanrılar tarafından siyaha dönüştürülmüşlerdir. Hikaye şu şekilde:

“Hephaestos, Tanrıça Athena’nın güzelliği karşısında kendisini dizginleyemez ve Athena’yla zorla birlikte olmaya çalışır. Ancak Hephaestos’un dölü Athena’nın bacaklarına akar. Athena ise bundan iğrenerek bir bez ile dölü silip, bezi de atar. Bezin düştüğü yerde topraktan Erichton doğar. Fakat Athena çocuğunu Cecrops’a (Atina Kralı) ve onun üç kızına emanet eder. Bu ana kadar Athena’nın gece gözcüleri olan kargalar, üç kızın Athena’nın oğlu Erichton’a iyi bakmadıklarını görürler ve gidip Athena’ya durumu anlatırlar. Fakat Athena o kadar sinirlenir ki kargaları beyazdan siyaha dönüştürür ve onların yerine baykuşları göreve getirir. Bundan sonra kargaları Apollon sahiplenir. Fakat kargalar bu sefer de Apollon’un sevgilisi olan Coronis’in uygunsuz davranışlarını Apollon’a söylerler. Apollon bunun üzerine Coronis’i öldürür. Sonradan bu yaptığına pişman olunca kargayı beyazdan siyaha dönüştürür.”

Burada Apollon’un mu yoksa Athena’nın mı kargaları siyaha dönüştürdüğü belli değildir. Aynı hikaye kuzgunlar için de geçerlidir. Yunan Mitolojisinde karga ile kuzgun aynı tür kabul edildiği için ayrı kuşlar olarak belirtilmiyorlardı.

1.5. Yunan Mitolojisinde Tavus kuşu

Kronos ve Rheia’nın kızı olan ve daha sonra Zeus ile evlenen Hera’nın kutsal hayvanı tavus kuşudur. Yunan mitolojisindeki hikaye şu şekildedir: Hermes’in öldürdüğü Argos yüz gözlü bir devdir. Arkadya bölgesine musallat olan bir boğayı öldüren Argos daha sonra Hera tarafından Io’nun başına gözcü olarak yerleştirilmiştir. Io, Zeus’un sevgilisidir ve Zeus, Hermes’e Io’yu kurtarmasını emretmiş. Hermes de uzun bir mücadelenin sonunda Argos’u öldürüp Io’yu kurtarmıştır. Fakat buna üzülen Hera, Argos’un anısını yaşatmak için tavus kuşunun kuyruğuna onun yüz gözünü yerleştirmiştir. Sonrasında da tavus kuşlarını sahiplenmiştir. Yunan mitolojisindeki simgesi ise kibir, gösteriş ve kıskançlık şeklindedir.

2. Türk Mitolojisinde Kuş Figürleri

Türklerin mitolojisinde kuş figürleri, Yunan mitolojisine göre daha az hikayeleştirilmiş ancak bu nedenle daha fazla benimsenmiştir. Öyle ki Türk mitolojisinde adı geçen neredeyse tüm kuş türleri ve onların simgeledikleri bugünün Anadolu Türkiye’sinde yaşamaktadır.

“Tanrı Kuday ateşten başka her şeyi yarattı. Tanrı bütün yarattıklarını bir yere topladı ve şöyle dedi: “Ben size her şeyi verdim. Nasıl istiyorsanız öyle yaşayın; ama ateşi kendiniz bulun.” Kuşlar, ateşin olmadığını hissetmiyorlardı. Onlar, yemi çiğ yiyorlardı. Vahşi hayvanlar kendinden zayıfları yiyorlardı, İnsanın vaziyeti ise kötüydü. Öyle ki insan ateşsiz yaşayamazdı. Kuşlar, insanın bu vaziyetine acıdı­ lar. Ve insanlara yardım etme karan aldılar; ama onlardan hiçbiri insanlara nasıl yardım edebileceğini bilmiyordu. Yeryüzünde her tarafa bir hayli uçtular. Hiçbir şey yapamadılar ve hiçbir şey de düşünemediler. Kuşlar geri geldikten sonra Korobolko adlı kuş, diğer kuşlara şöyle dedi: “Kayın ağacının dibinde koz göbeleği biter. Dağlarda taş var, insanda ise temiz demir var. Koy, ateş çıkarsın. İkinci bir efsanede dağ, insanlara vasıtasız bir biçimde ateşi yaratmayı öğretir. Oyrot Han’ın devrinde Kırgızlar savaş halin­ deydi. Bütün halk dağda gizlenmişti. Kırgızlar onlardan birçoğu­ nu mahvetmişti. Ya hayvan ya da kuş avlıyorlardı; ama kuşları pişirip yemeye ateş yoktu. Bunun üzerine dağ onlara şöyle dedi: “Benden iki taş götürün. Sizin atlannızın kurumuş gübresi var. Taşlardan yararlanarak tezekten ateş yapılır.” Bu efsaneden anla­ şıldığına göre Kalmıklara ateş yakmayı dağ Öğretmiştir.”

En önemli kuşlar: huma kuşu, anka kuşu, kaknus kuşlarıdır. Aynı zamanda karga, baykuş ve kartal da Yunan mitolojisi ile ortak kuş figürleridir. Örneğin; Başkurt olan Semruk’un çift başlı bir kuş olmasıyla ilgili bir alıntı: “Bir başı kişi başı gibi olup kişi dilince konuşur. Mengü Suyu’nu içmiş, ölmez. Kafdağının tepesinde yaşar. Göllerde bulunan ejderhaları kapıp Kafdağına atar” Buradaki tasvir kartaldır ve Yunan mitolojisi ile benzeşmektedir. Bununla birlikte kuş figürleri Türk boylarına göre de değişmektedir.

Tabiattaki her var­lığın bir ruha sahip olması ve konuşması (atın konuşması, güver­cinlerin dile gelmesi v.s.), mitik (peri, dev, yedi başlı ejderha v.s.), totem (insan ile tosbağanın evlenmesi v.s.), şamanist (kuş şeklinde olan ruhlar v.s.) ve zoomorfal (yan insan yarı hayvan varlıklar v.s.), metamorfoz (yılana, kuşa, köpeğe, kurbağaya, maymuna dönüşmesi v.b.) gibi unsurlar mitin etkisini açık bir şekilde göstermektedir. Masal basit bir yapıya ve alt yapıya sa­hiptir: Masalda ilk veya başlangıç felaket, bu felakete kahrama­ nın cevabı, kurtuluş veya felaketin bertaraf edilmesi. Mitte böyle bir yapı şart değildir.”

2.1. Türk Boylarının Armalarında Kullandığı Kuşlar

Türkler boylar halinde yaşadıkları için her boy kendi simgesine sahipti. Simge, arma boyun sınırlarının ve ordusunun tanınmasını sağlamaktaydı.

Peçenek Türklerine ait eserler üzerinde de elle­rinde doğan tutan atlılar görülüyordu. Altınordu Han’ı Toktamış Han, bir do­ğan türü olan kendi kara laçını ile öğünüyordu. Türk devletlerinin savaş sem­bolü olan ucunda at kuyrukları asılı gön­der, tuğ, bir bozdoğan ile birlikte gökten düşmüştü. Bunun yorumu ve manası, Tanrı, Türklerin devlet, ikbal ve hâkimiyetleri için buyruğunu bir bozdoğanın güçlü pençeleriyle gönderiyordu. Burada bozdoğan, Tanrı’nın bir elçisi ve resulü gibi idi. Ay ve güneşi pençeleriyle tutan bir doğan Çingiz Han’a hanlığını müjde­lemişti. Görülüyor ki Türk kültür çevre­lerine yakın geleneklerde doğan, yalnız­ca bir av kuşu ve sembol olarak kalmı­yor; Türk devletleri ile Tanrı, arasında gidip gelen kutlu bir elçi gibi görülüyor­du. Yiğit Ak Kübek’in avcı kuşları, ay ve güneşe kadar uzanan dallar üzerinde tü­nüyorlardı.”

Türk boylarının armalararında kullandığı kuşlar:

Şunkar : Kayı Boyu
Ügi : Bayat Boyu
Köykenek : Alka Evli Boyu
Göbek Sarı Kuşu : Kara Evli Boyu
Turumtay : Yazır Boyu
Kırgu Kuşu : Yapar Boyu
Kızıl Kaçıgay : Dodurga Boyu
Köçken : Döger Boyu
Cure Laçin : Avşar Boyu
Sarıca : Kızık Boyu
Bahri : Beg Dili Boyu
Su Bürkütü : Karkın Boyu
Ala Toğanak : Becene Boyu
Buğdayık : Çavuldur Boyu
Humay : Çepni Boyu           
Bürküt : Salur Boyu
Encari : Eymür Boyu
Yagılbay : Bügdüz Boyu
Toygun : Yıva Boyu
Cure Doğan : Kınık Boyu

2.2. Türk Mitolojisindeki En Önemli Kuşlar

Türk mitolojisini şekillendiren ve Türk toplumu için önemli olan kuşlar vardır. Bunların başında Anka Kuşu gelmekte. Anka Kuşu birçok mitolojide yer almakta ancak Türklerin yaşantısı ile de özdeşleşmiştir. Bir diğeri Huma Kuşu’dur. Roux (2015)’a göre hayvan, eski Türkler tarafından en sık kullanılan simgedir. “Orhun Yazıtları’nda bir prens “Kağan olan babamın ordusu kurtlar gibiydi, düşmanları ise koyunlar gibiydi”, Suci Yazıtı’nda ise oğula “Aslan” diye hitap edilir. Kutadgu Bilig, erdemleri belli hayvanlarla özdeşleştirmiştir. Örneğin; horoz cesur, tilkiyi kurnaz, kargayı dikkatli olarak tarif eder. Kurt gücü, ayı cesareti, saksağan temizliği temsil ederken zayıflık ve korkaklığı ise koyun temsil eder.”

2.2.1. Türk Mitolojisinde Anka Kuşu

Zümrüd-ü Anka, Anzu, Sirenk, Semender, Simurg, Phoenix ve daha birçok isimle bilinen Anka Kuşu, Türklerin en önemli simgelerindendir. Birçok halk dönemin hikayeciliği ile kendi Anka Kuşu figürlerini yaratmıştır. Arap, Fars, Çin, Sümer ve Yunan mitolojilerinde Anka Kuşu yer alır. Türk mitolojisinde güzel ötüşü ile savaşçıya ölüm vaktinin geldiğini haber veren ve ardından iki kanadını birbirine sürtüp kendini ateşe veren bir kuştur. Kendini kendi ateşinde yakar ve alevler içinde 17 asır daha yaşar. Ardında kalan küllerinden ise bir yeni Anka Kuşu daha doğar. Daha bilgin, daha güçlü, daha hırslı. Türk mitolojisinde Anka Kuşu’nun üç defa dünyanın kıyametini gördüğü söylenir. Anka Kuşu, Türklerin bağımsızlık algısını oluşturan en önemli mitolojik figürdür ve bugün de halk hikayelerinde Anka Kuşu yerini korumaktadır.

2.2.2. Türk Mitolojisinde Huma Kuşu

Türk mitolojisinde Huma Kuşunun tasviri oldukça ilginçtir. Huma Kuşu göklerden asla inmeyen, daima yükseklerde uçan bir kuştur. Hatta havadayken yumurtlar ve yumurtası yere düşerken çatlar ve içinden çıkan yavru Huma Kuşu da hemen kanat çırpıp uçar. Toprağa hiç inmeyen Huma Kuşunun ayakları yoktur. Büyüklüğü ise bir el kadardır. Türkler bu kuşa Huma, yani Devlet Kuşu demişlerdir. Huma kuşunu öldürenin kırk gün içinde acılar içinde öleceğine inanılırdı. Ayrıca Devlet Kuşu kimin başına konarsa Türklere o önderlik edecektir.

2.2.3. Türk Mitolojisinde Kaknus Kuşu

Diğer adıyla Kanus kuşu ile Anka kuşunun Türk mitolojisindeki yerleri hemen hemen aynıdır. Tasviri de Anka kuşuyla oldukça benzerdir. Tıpkı Anka kuşu gibi kanatlarını birbirine sürterek ateş yakar ve kendisini ateşe verir, ardından küllerinden yeni bir yavru doğar. Farkı ise gagasındaki 360 delikten 360 farklı ses çıkarabilmesidir. Kaknus kuşu ötünce diğer kuşlar onun ayağına gelir ve o da onları yer.

Bu üç kuş miti ile Semruk’un arasındaki bağlantılar açıkça görülebilmektedir. Semruk, Türklere özgü bir mitolojik figür olması açısından diğerlerinden daha önemlidir. Hem Huma, hem Anka, hem de Kaknus’un özelliklerini bir arada barındırır.

2.2.4. Türk Mitolojisinde Kartal, Karakuş

Savaşçı ve göçebe bir topluluk olan Türkler için kartal, doğanın en önemli figürlerindendi. Yunan mitolojisinde olduğu gibi Türk mitolojisinde de kartal kuşu gücü, hakimiyeti simgelemekteydi. “Yakutlara göre, göğün en üst katında ve göğün yere açılan kapısında, yeri göğü bağlayan Dünya Ağacı’nın tepesinde çift başlı bir kartal otururdu. Göklerin korunması bu kartalın vazifesiydi.” Buradaki çift başlı kartal, aynı zamanda Semruk’u da temsil etmektedir.

2.2.5. Türk Mitolojisinde Kaz ve Kurday

Kurday, yani kuğu kuşu Türklerin kut simgesiydi. Beylik ve yüksek mevkii kimselerin simgesi kuğu veya kaz idi. “Kısmen Türk oldukları anlaşılan Chou’larda yabani kaz, yüksek mertebeli kimselerin timsali idi. Kaz ve Korday (kuğu) Türklerde beylik ve kut timsali idi. Bu timsal belki su kuşlarının çok bulunduğu Kuzey Asya ikliminde doğmuştu. M.Ö. ikinci bin yılda Shang devri kahinlerinin koyun kürek kemiklerine piktogramlar ile yazdıklan kehanetlere göre, yırtıcı kuşlar ve büyük su kuşlan gök tanrısının bir şekli sanılıyor ve bunların önüne atılan yılan ve başka kurbanlar gök tanrısına verilmiş sayılıyordu. Granet’nin vardığı neticelere bakarak “san kuş” denen ve kulağa benzer tüyleri olan büyük baykuş veya kerges ve çaylak gibi kuşlar, gök tannsının kendisi veya kızı sayılıp bunların önüne insan kurbanları, bilhassa küçük kız çocukları atılıyordu.“

“Kaz, Türk mitolojisinde çok akıllı ve bilgiç bir kuştur. O, Şamanizm’in kanun ve adetlerini iyi bilir. Kam’a hangi ilahı ziyaret etmesi, hangi yoldan gitmesi ve ilahın huzuruna nasıl çıkılması gerektiğini öğütler. Kaz, Brah­ma’nın olduğu kadar, Kam’ın da binek kuşudur. Kam, önce davulunu at gibi kullanır, sonra “at yoruldu” diyerek atı bırakır, kaza biner. Şimdi davul kaz ol­muştur ve gökyüzünün yüksek katlarına Kam’ı taşır. Kaz, güneşin doğacağını bil­diren elçi kuştur, tan kuşudur. Kozmolo­jide o bir yıldızdır. Yani Tan yıldızı veya Sabah yıldızı veya Zöhre veya Venüs (Sa­bah Venüsü) ki Iran mitolojisinde elinde mandoline, saza benzeyen çalgısıyla bir genç adam gibi tasvir edilir.”

Kuğu, Türk mitolojisinde güzellik ve zerafet ile özdeşleştirilen bir kuştur. Bugün de kuğular zerafeti, güzelliği ve bununla beraber bilgeliği simgeleyen canlılardır. “Tanrı geldi. Erlik’in körük, çekiç ve örsünü alıp ateşe attı. Körük bir kadın, çekiç de bir erkek oldu. Tanrı bu kadını yakalayıp yüzüne tükürdü. Kadın bir kuş olup, uçtu; bu kuş eti yenmez, tüyü yelek olmaz “kurday” denilen kuştur. Tanrı erkeği yakalayıp yüzüne tükürdü, o da bir kuş oldu; bu da yaban denilen kuştur.”

2.2.6. Türk Mitolojisinde Turna ve Tavuskuşu

Turna ve tavuskuşu da Türk mitolojisinde sıkça geçen kuşlardır. Kuş türleri şamanlık, alplik ve güzellik gibi farklı biçimlerde simgeleşmiştir. “Koruyucu ruhları temsil eden kaz, turna, tavus gibi bazı kuşların Türk cemiyetinde kanat, kemik veya tüylerinin Şamanlık, alplık, hâkimiyet, kuvvet, cesaret, kızgüzellik, uğur, bereket, niyet ve süs unsuru olarak kullanıldıklarını biliyoruz. Reyhan Karamağralı’nın Tokat’ta tespit ettiği, Mehmet Çelebi’nin 742/1341 tarihinde ölen oğlu için hazırlanan kitabesindeki turna, koruyucu ruhun sembolüdür.”

2.2.7. Türk Mitolojisinde Güvercin

Türklerde savaş sonunda ortaya çıkan bir kuş olan güvercin birçok ritüelde de yer almıştır. Savaşan iki tarafın barış antlaşması sonrasında güvercin uçurmaları bunlardan biridir. Ayrıca güvercinler kutsal canlılar olarak addedilmiştir ve güvercinlerin yemlenmesi, bakılması geleneği binlerce yıldır Türklerde devam etmektedir.

3. Türk ve Yunan Mitolojisindeki Kuşların Karşılaştırması

Her iki mitolojide de ortak olan kuşlar: kartal, tavuskuşu, baykuştur. Ancak karga, kuzgun ve kaz da ortak kuşlar arasında sayılabilir. Karga, Türk mitolojisinde kötülük habercisi bir hayvan olarak yer bulmaktayken Yunan mitolojisinde talihsiz ve laf taşıyan bir hayvandır. Bu açıdan birbirlerine benzerdir. İki mitolojide de kuşları değerlendirecek olursak:

3.1. Yunan ve Türk Mitolojisinde Kartal

Zeus’un Kartalı ile Semruk, yani Türklerin çift başlı kartalı hemen hemen aynı anlamları taşımaktadır. Kartal, Yunan mitolojisinde Tanrıların Tanrısı Zeus’un asasını taşır ve kuşların hükümdarıdır. Türk mitolojisinde ise Başkurt’u, Semruk’u simgeler ve hakimiyet, güç anlamlarını taşır. Hangi mitolojinin diğerinden esinlendiğini kesin olarak söylemek zor ancak Türk mitolojisinde güçlü doğan kuşlara daha fazla yer verilmektedir. Ayrıca pek çok kuş türü için simgeleştirme yapılmıştır.

Türk mitolojisindeki en önemli nokta, simgeleştirilen hiçbir kuşun leş yiyici olmamasıdır. Türklerin asıl simgesi olan kurt da leş yemez ve benimsenen kuşların başında olan kartal da leş yiyici değildir. Bunun yansıması ise hazıra konmayan, başkasının artığına tenezzül etmeyen, kendi gücü ve emeği ile yaşayan olarak görülebilir.

“Her millet kartal veya kuş gibi amblemleri kendine arma olarak alabi­lir. Fakat kartalı kulaklı olarak kabul et­mek ona bir hususiyet vermektir ki bu da bir millet ve bir kültür çevresine ait­tir. Saltık türbesindeki kartal, İskit sa­natının örnek kartallarından biridir. Asıl önemli mesele Çifte minarenin kulaklı çifte kartalıdır. Konya’da, Niğde’de Sun­gur Bey camisinde, Diyarbakır’da sur ka­pıları üzerinde, Kayseri’de Döner Kümbet’te, Divriği Ulu camiinde bu çift kuş veya kartal motifine rastlanmaktadır. Artuk sikkesinde de bu remiz vardır. Altay Türk sanatında da kuş ve kartal mo­tifi büyük bir yer tutar.”

Yunan mitolojisindeki kartal ise salt gücü temsil etmektedir ve hükmedicidir. Aynı zamanda da adalet dağıtıcı role sahiptir. Türk mitolojisindeki gibi toplumsal bir yansıması yoktur.

“Yakut Türkleri göğün direği sayılan semruklar üzerine ağaçtan yapılmış çift başlı kartallar koyarlar ve bü sırıkların üzerine merdiven gibi enlemesine ağaçlar çakarlardı. Bu ağaçların sayısı göğün katlarını simgelemek üzere 7 ve 9 olurdu. Yine şaman, doğmadan önce kuş biçiminde hayat ağacının dallarında olurdu ya da kuşlar şamana gezisi sırasında eşlik ederlerdi.”

3.2. Yunan ve Türk Mitolojisinde Baykuş

Baykuş kuşunda mitolojilerin ayrımı çok kesindir. Yunan mitolojisinde baykuş ilmi, bilgeliği ve görebilmeyi simgeler. Türk mitolojisinde ise uğursuzluk getirdiği inancı vardır.

Yunan mitolojisinde eğer bir ordu savaşa giderken baykuş görürlerse Tanrıça Athena’nın yanlarında olduğuna ve bilgisiyle onlara yol göstereceği inancı vardır. Türk mitolojisinde ise baykuşun yuva yaptığı civarda felaketler yaşanacağı, eğer bir eve konduysa evin yıkılacağı, ordunun bozguna uğrayacağı inancı vardı. Kültürlerin burada çok farklı simgeleştirmeler yaptığını görmek zor değil.

3.3. Yunan ve Türk Mitolojisinde Güvercin

Athena’nın arabasını çeken güvercinler güzelliği, huzuru ve barışı simgelemektedir. Türk mitolojisinde de, Yunan mitolojisinde de güvercin benzer anlamları taşımaktadır. Burada Türk mitolojisinin Yunan mitolojisinden esinlendiğini düşünmek mümkün. Yunan mitolojisindeki güvercin figürü çok daha güçlüdür. Türk mitolojisinde ise güvercinler daha az yer bulmuştur. Bunun nedeni, Türklerin, Yunanlılara göre kat ve kat daha fazla savaşmış olmaları ve yaşantıları, tarihleri gereği savaşa daha yatkın olmaları. Türkler yayılmak, yaşamak için savaşmaları gereken bir coğrafyadaydılar. Yunanlılar ise yerleşik hayata geçtikleri için daha defansif bir yapıdaydılar ve güvercinin simgelediği barışı benimsemeleri elbette normal. Yinede her iki mitolojide de güvercin barışı simgelemektedir.

3.4. Yunan ve Türk Mitolojisinde Anka Kuşu

Anka Kuşu, Yunan mitolojisinde kesin bir yer edinememiştir. Fars, Arap, Sümer ve Mısır mitolojilerinde geçen Anka Kuşunun Yunan mitolojisinde tam bir karşılığı yoktur. Anka Kuşu’nun en güçlü olduğu yer elbette Türk mitolojisi. Yazılı eserlerde Fars kaynaklarında daha fazla değinilse de, Türklerin Anka Kuşu, Simurg konusunda çok daha eskilere dayanan bir mitolojilerinin olduğu biliniyor.

Türk ve Yunan mitolojilerinin en kesin ayrıldığı nokta kesinlikle Anka Kuşu. Doğu toplumlarında az veya çok mutlaka kendine yer bulan Anka Kuşu, Yunan mitolojisinde ancak benzetmeler ile küçük değinişlerden ibarettir. Bunun nedeni ise Yunan mitolojisinin Tanrılar üzerine, Doğu ve Türk mitolojilerinin ise kişiler üzerine kurulmasıdır.

Türk mitolojisinde bir hayvan, kişinin kendisi olarak belirtilmektedir yada kişileştirilir. Türk mitolojisinin doğa ile, canlılar ile bütünleşmesi çok açıktır. Yunan mitolojisinde ise hayvanlar, Tanrıların arabalarını çeken, emirleri yerine getiren canlılardır. Yani yönetilen ve aslında açıkça değer biçilmeyen haldedir. Anka Kuşu gibi bir simge Yunan mitolojisinde yer alsaydı Zeus ve diğer Tanrıların önüne geçmesi içten bile değildi. Ayrıca mitolojilerin dönemin hikayeciliği ile geliştiğini unutmamak lazım. Doğu toplumları ile Yunan, Roma toplumlarının teması bu anlamda zayıftır.

Sonuç

Türk ve Yunan mitolojileri bazı açılardan benzer olduğu gibi, birçok açıdan da ayrışmakta. Benzeşen noktalarda da figür olan canlının etkisinin açık olduğunu ifade etmek gerekir. Örneğin; kartal figüründe iki mitolojinin ayrışması çokta mümkün değil; çünkü kartal gerçekte de güçlü ve muktedir bir canlıdır. Tabii anlam olarak uyuşmasıyla birlikte biçilen değer farklılık gösterebilmekte. Yine kartal figüründen ilerler isek; Zeus’un Kartalı Yunan mitolojisinin çok güçlü bir simgesi ancak yinede Yunan mitolojisinin yapısı gereği kartal, Zeus’a ait. Türk mitolojisindeki çift başlı kartal ise Başkurt’u simgeliyor ve asıl öncü o.

Makalede değinildiği üzere Türk mitolojisinde hayvan ile özdeşleşme çok daha belirgin. Kurt, kartal, kuzgun, karga, baykuş adeta birer bireymişcesine karakterlere ve amaçlara sahip. Yunan mitolojisinde ise dikkat edilmesi gereken nokta, kartallardan, baykuşlardan, kargalardan; yani çoğul olarak, o kuş türünün tamamını kapsayan ifadeler yer almaktadır ve bu canlıların her biri bir Tanrı veya Tanrıça’ya aittirler, onlara hizmet ederler.

Baykuşun iki mitolojideki anlamlarının kesin olarak ayrışması da üzerinde durulması gereken bir başka nokta. Baykuşun bilgeliğinin kaynağı Yunan mitolojisinde geceleri görebilmesine bağlanmaktadır. Türk mitolojisinde baykuşun uğursuz kabul edilmesinin sebebi net değildir ancak çok daha güçlüdür. Bugün dahi baykuş Türkler arasında uğursuzluğun simgesi kabul edilmektedir.

Kaz, turna gibi kuşlar Yunan mitolojisinde yer edinememiştir. Türklerin de bu kuşları benimsemesinde göçer kuş olmaları temel neden olabilir. Ayrıca her iki canlı da Türklerin yaşadığı coğrafyalarda sık karşılaşılan türlerdi. Yunan mitolojisinde kaz ve turna ancak tamamlayıcı unsur olarak çok az yer almıştır.

“Kuş, Türklerde Gök Tanrı’nın ida­resindeki bir varlıktır ve kutsaldır. Bun­dan dolayı da kuş, insan için uğurlu bir canlıdır ve insana iyilik sağlayan bir ya­nı vardır. Diğer yandan kuş, Şamanizm inancı içerisinde ölen birinin ruhu ola­rak değerlendirilir, “ölen kişilerin ruhla­rının bir kuş olarak göğe uçmaları, Türk­lerde oldukça yaygın bir düşüncedir.”

En nihayetinde hangi mitolojide kuşların daha fazla yer aldığını söylemek gerekirse Türk mitolojisinde kuşların çok daha fazla ve yoğun kullanıldığını görebilmek mümkün. Türk boylarının her birinin kendi kuş figürünün olması, Türk mitlerinde kurttan sonra en çok değinilen canlıların kuşlar olması ile bu sav desteklenebilir.

“Kapkayalar başında yuva tutan

Kadir ulu Tanrı’ya yakın uçan

Mancınığı ağır taştan vızıldayıp müthiş inen

Arı gölün ördeğini şakıyıp alan

Koca Üveyik dipte yürürken çekip yüzen

Karıncığı aç olsa kalkıp uçan

Cümle kuşlar sultam kartal kuşu

Kanadıyla saksağana kendisini bağırtır mı?

Alp yiğitler savaş günü hasmından kaygılanır mı?”

KAYNAKÇA

BAYAT, Prof. Dr. Fuzuli, Mitolojiye Giriş, Ötüken Yay., İst.

BERKTAY, H.- HASSAN, Ü-ÖDEKAN, A., Türkiye Tarihi I, Cem Yay., İst., 1995

ELÇİN, Şükrü. Halk Edebiyatı Araştırmaları-1, Akçağ Yayınevi, Ankara.1997.

ERGİN, Prof.Dr. Muharrem, Dede Korkut Hikayeleri, Boğaziçi Yay., İst., 1995

ESİN, Dr. Emel, İslamiyetten Önceki Türk Kültür Tarihi ve İslama Giriş, Ed.Fak.Yay., İst., 1978

HYGINUS, Gaius Julius, Astronomik (Astronomica)

GRIMAL, Pierre, Mitoloji Sözlüğü , Çev. Sevgi Tamgüç, Sosyal Yayınlar, İstanbul, 1997

İNAN, Abdülkadir, Müslüman Türklerde Şamanizm Kalıntıları, Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ankara, 1986

NASO, Ovidius, Dönüşümler, XIV. 598, Payel Yayınevi, İstanbul, 1994

MOLLOVA, Mefkure, “Bir Şathiye ve Bir Bilmecede Kaz Kültü”, Türk Kültürü Araştırmaları, Prof. Dr, Ş. ELÇİN Arma­ğanı, TKAE, Ank., 1993

ÖGEL, Prof. Dr. Bahaeddin, Türk Mitolojisi I, II, TTK, Ank., 1993

ROUX, J, P., Eski Türk Mitolojisi, Bilgesu yayıncılık, Ankara, 2015

 

WEB KAYNAKÇA

 

https://www.theoi.com/Ther/AetosDios.html

 

https://www.altayli.net/turk-mitolojisinde-kuslar.html#_edn7

 

http://sedadagdelen.com/2018/10/15/sembolizmde-tavus-kusu/

 

http://cuneytgok.blogspot.com/2012/11/tavus-kusu-ve-simurg.html

 

https://2mi3.com/2012/02/20/yunan-mitolojisinde-kuslar-baykus-ve-karga/

 

https://seyler.eksisozluk.com/bayraklara-simge-olmus-turk-mitolojisindeki-sinirsiz-bilgelige-sahip-olarak-nitelenen-hukumdar-tugrul-kusu

 

http://www.millifolklor.com/PdfViewer.aspx?Sayi=42&Sayfa=82

 

http://dergipark.gov.tr/download/article-file/255630

 

http://www.airkule.com/yazar/MITOLOJI-VE-EFSANELERDEKI-SIRADISI-KUSLAR/1169/

 

Önceki İçerik

Bir Yorum Yazın

© 2019 Baydogan Kişisel Blog