Kapalı perdeler, tuzlanmış ve buğulanmış pencereler, hatta sana dönüp bakmayan gözler! Çoğu kez görünmezdir de insan, kendi gördüklerinin ışıltısına kanar. Az Gökyüzü içerisindeki 7 öyküde üşümeyi, ölmeyi, korkmayı, ummayı ve vazgeçmeyi anlatıyor. Kitapları övmek ne zavallı bir iş halbuki…


Kitabı https://play.google.com/store/books/details?id=Nc6kDwAAQBAJ adresinden edinebilirsiniz.


Kitaptan alıntı:

Nasıl olmaz? Nasıl bir insan ki dünyadaki görevi, misyonu, vizyonu, füzyonu 25 yaşında ölmek olur? Bir ev, bir iş, bir eş; standartlarda bir yaşamak tek düzeliği nasıl olur da böylesi pahalı olur? Mutlu olmak için ölmek mi gerekir? Belki hiç yaşamamaktır ya o bizden geçti. Belki ölmektir. Belki ölmektir. Belki ölmektir ama ölmek, fakat ölmek nasıl mutluluk verebilir? Tanrı bizi bekliyor mu gerçekten? Sahiden mi söylüyorsunuz komutanlarım? Emin misiniz imamlar, hocalar, şeyhler, papazlar, papalar, hahamlar? Ben ölürken gülmeye devam eden dünya? Sahiden gözyaşı döker misiniz tabutuma? “Allah kahretsin albayım! Ben ölmek istiyorum sayın albayım, ölmek! Bir yandan da ölümümün nasıl karşılanacağını seyretmek istiyorum. Tehlikeli oyunlar oynamak istiyor insan; bir yandan da kılına zarar gelsin istemiyor. Küçük oyunlar istemiyorum albayım.”

Continue reading "İlk Öykü Kitabım: Az Gökyüzü"

Bir Yorum Yazın